Yakın zamanda deprem bölgesindeydim. Gördüklerim, bu soruyu bir kez daha sormama neden oldu. İskenderun’da bir apartman… Depremde ağır hasar almış, hakkında yıkım kararı verilmiş. Ancak bir noktada bu karar durdurulmuş. Binaya mantolama yapılmış, dışı süslenmiş, adeta makyajlanmış ve yeniden satışa sunulmuş.Bir şehir, böylesine büyük bir felaketi yaşamışken buna nasıl sessiz kalabilir?Daha da acısı, başka bir hasarlı binanın altında bir kafe var ve ne yazık ki dolup taşıyor. İnsanlar çayını kahvesini içerken, başlarının üzerindeki risk görünmez hâle geliyor. Tehlike, alışkanlıkla normalleştiriliyor.Sorulması gereken çok net sorular var:Yıkım kararı neden durduruldu?Kim, hangi gerekçeyle bu binanın ayakta kalmasına izin verdi?İnsan hayatı bu kadar mı ucuz?Her 6 Şubat’ta yapılan anmalar, paylaşılan mesajlar elbette önemli. Ancak anmak, tek başına yeterli değil. Unutmamak; sorumluları araştırmakla, hesap sormakla, benzer hataların tekrarına izin vermemekle mümkün olur.Depremin üzerinden yıllar geçmesine rağmen hâlâ hasarlı binaların ayakta duruyor olması, yalnızca bir ihmalkârlık değil; aynı zamanda toplumsal bir hafıza kaybıdır. Daha kötüsü ise bu duruma alışmamızdır. Çünkü alışmak, tehlikeyi kabullenmek demektir.6 Şubat’ı unutmak, yalnızca o günü hatırlamamak değildir.6 Şubat’ı unutmak; ders çıkarmamaktır, görmezden gelmektir, sessiz kalmaktır.Eğer gerçekten “unutmadık” diyorsak, bunu sözle değil; denetimle, sorumlulukla ve cesaretle göstermek zorundayız. Aksi hâlde bir sonraki felakette yine aynı cümleleri kurar, yine aynı acıların altında kalırız.
GÜNDEM
Yayınlanma: 06 Şubat 2026 - 13:25
Unuttuk mu, Alıştık mı?
6 Şubat depreminin üzerinden üç yıl geçti. “Asrın felaketi” dediğimiz o günün ardından her yıl aynı cümleleri kuruyoruz: Unutmadık, unutmayacağız. Peki gerçekten öyle mi?
GÜNDEM
06 Şubat 2026 - 13:25
EDİTÖR
İlginizi Çekebilir











