Ünlü fenomenlerden Neşem Mideme Kaçtı kitabının da yazarı Pınar Göktaş bundan sonra OHA - Okudunmuhaberi.com takipçileri için yeni yazılar kaleme alacak. Pınar Göktaş'ın OHA Haber takipçileri için çekeceği kendine özgü skeç videoları ve yazıları OHA Haber'de yayınlanacak...

Pınar Göktaş'ın ilk OHA_Okudunmuhaberi.com için kaleme aldığı '' Soner Ödemiş kimdir? '' başlıklı ilk yazısını sizler için yayınlıyoruz.. OHA_Okudunmuhaberi.com / @okudunmuhaberi
Soner Ödemiş kimdir?
Hikayesini okurken hem onurlanacağız, hem de yaşamındaki zorlukların ve mücadelenin üstesinden nasıl gelebildiğini öğreneceğiz...

Hollywood yıldızlarıyla çalışan ilk Türk koruma...
Bana söylediği şu sözleri hiç unutmam: “Beni bir Türk sanatçısı arayıp korumalığını yapmamı istediği zaman çok heyecanlanıyorum. Ülkemin toprağını, insanını, o toprakta yaşayan her canlıyı koşulsuz seviyorum. Mesleğim haricinde, hiç bir zaman ana dilimden başka bir dil kullanmam. Aklımdan bir saniye olsun çifte vatandaş olmayı, orada verilen hakları kullanmayı geçirmedim. Ülkemin gündemini her fırsatta yakından takip ettim. Bedenim ayrı olsa da, ruhum, tüm benliğim ülkemle yaşıyor, kalbim ülkemle atıyor. Her fırsatta ülkeme geliyorum. Bazen görev icabı, çoğu zaman bir iki günlüğüne toprağımın kokusunu ve havasını solumak için... Dilimden, dinimden, ulusal ilkelerimden bir saniye olsun ayrı kalmadım. Bastığım topraklar ayrı olsa da, yürüdüğüm yolda örf, adet, geleneklerim ve göreneklerim hep Türkiye’me aitti...”

Soner Ödemiş’le her konuştuğumda inanın tüylerim diken diken oluyor. Türkçesi teklemiyor bile! Yıllardır yurt dışında yaşamasına rağmen, çoğumuzdan daha güzel telaffuz ediyor dilimizi. İlk dikkatimi çeken bu olmuştu. Belli ki gerçekten hiç terk etmemiş ana dilini...Soner Ödemiş örnek bir insan ve gerçekten koruma göreviyle ülkemizin en iyi yerlerde temsil edilmesine dürüstlüğüyle katkı veriyor. Bir çok sanatçı gözleri kapalı kendisine referans oluyor.

En çok tekrar ettiği cümleler: “Dünyanın her yerinden Almanya’ya konser vermek için gelen sanatçılara beni önerdikleri zaman aklımdan geçen tek şey, “ben ülkemi iyi temsil etmeliyim ve Türkler hakkında iyi bir intiba bırakmalıyım” oluyor. Ağırlığım ve saygınlığımla beni sadece koruma olarak görmediler. Zamanla dost, hatta aile gibi olduk... Almanya’da konserleri olduğu zaman güvenebilecekleri, hem koruma hem de dostları olan biri olduğumu bilmeleri benim için de ayrıca onur verici...” Soner Ödemiş’i tanımaktan o kadar mutlu oldum ki, sizlerin de bu güzel insanı tanımanızı istedim. Bizim tanımadığımız, gurbette olmalarına rağmen, çocukluklarını, gençliklerini, hayatlarını gurbette geçirmelerine rağmen, ülkelerini bir gün olsun unutmayan, özlemle izin günlerini bekleyen bir çok gurbetçimiz var. Bizler bastığımız toprağın kıymetini ne kadar bilebiliyoruz bilmiyorum ama gurbetçilerimiz kokusunu ve havasını içlerine, tüm ruhlarına çekerek ayak basıyorlar bu topraklara...

Soner Ödemiş, şöyle demişti röportajımızda: “Onlar gurbetçilere, yani bizlere ayrımcılık yapsalar da, bizler onlara Türk olmanın ayrıcalık olduğu imajını her fırsatta gösteriyor ve dile getiriyoruz...”
Soner Ödemiş’in biraz sonra anlatacağım hayat mücadelesine daha yakından bakmak için, hikayesini okumanızı tavsiye ediyorum:12 Nisan 1980, Almanya’da Heilbronn kentinde doğmuş. Üç erkek kardeş... Babasının kahve dükkanı varmış. Zorluklar içinde ailesini geçindiren babası, 36 yaşında vefat etmiş. Soner Ödemiş hayatın zorluklarıyla babasının ölümünden sonra tanışmış. Babasını kaybettiğinde 4. sınıfta olan Soner Ödemiş, sıklıkla okuldan kaçıp derslerini ihmal etmeye başlamış. Devamsızlıklarla birlikte notları da düşmeye başlayınca Alman Sosyal Hizmetler birimi Soner Ödemiş’i zorla annesinin elinden alarak devlet yurduna yerleştirmiş. Her sabah yaşadıklarının rüya olması umuduyla uyandığında, annesinin başını okşayarak, “hadi kalk oğlum, kahvaltı hazır” diyen sesi yerine, itilip kakılarak kaldırılıyormuş. Yurtta tek Türk olması sebebiyle de çok daha fazla zorluk çekmiş.
Ayda bir defa ailesinin ziyaretine geldiğini söyleyen Soner Ödemiş şöyle devam ediyordu: “Ailemin geleceği günün bir gün öncesi geçmek bilmiyordu. Geldiklerinde ise zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor ve her gidişlerinde “doyamadım anam, ne kokuna, ne de çaresiz ama şefkatle dolu o bakışına!..” diye ağlıyordum. Küçük, duygu dolu bir duraklamadan sonra devam etti: “İki yıl azap... Küçük bir çocuk için iki yıl, bir ömür demek... 14 yaşımda aileme kavuştum. Yurtta yaşadığım günlerde kendimi çok savunmasız hissettiğim için, yurttan çıkar çıkmaz boks öğrenmeye, kendimi geliştirdikten sonra da koruma olmaya karar vermiştim. Bunun için her gece babama söz veriyordum: “Baba sen rahat uyu, ben koruma olacağım, hem ailemi, hem de kendimi koruyacağım! Biliyorum, yaşasaydın burayı yakar, yıkar, ne olursa olsun beni alırdın” diyordum. Ailemle biraz özlem giderdikten sonra babama verdiğim sözleri tutmak için kolları sıvadım. Boks kulübüne gittim. Rocky Balboa’nın filmlerini sürekli izlerdim. Bu benim motivasyonumdu. Kısa sürede de başarılar gelmeye başladı.”
Bundan sonra Soner Ödemiş, boks turnuvalarında 82 oyundan 79’unu kazanarak tüm gözleri üzerine çekmeyi başarmış. Alman vatandaşı olması koşuluyla milli takımda yer vereceklerini, bu sayede maddi koşullarının çok daha iyi olacağını söylemelerine rağmen, “ben kimliğimi satmam” diyerek Türkiye’de, kendi ülkesinde milli oyuncu olup, kendi ülkesine başarı kazandırmak için yola koyulmuş Soner Ödemiş... Cebindeki üç kuruşla, sadece ülkesine gidiş için uçak bileti alabilmiş, orada kalacağı umuduyla... Ne yazık ki, umduğunu bulamamış; bir tek şans bile verilmediği için büyük bir üzüntü ve hayal kırıklığıyla Almanya’ya dönmüş yeniden. Ama yılmamış, kendi Türk kimliğiyle ve hiç kimseye boyun eğmeden mücadelesini vermiş yıllarca... 28 yaşına geldiğinde ise umudunu kaybetmeye başlamış içten içe... Kendine bile itiraf edememiş “başaramadın” diye...
O günlerde, yine umutsuz bir sabaha uyandığında, hayallerinin gerçeğe döneceğini bilmeden her zamanki gibi mutsuz, umutsuzluk içindeyken, uluslararası alanda başarılı bir menajer olan Vedat Uçar çıkmış karşısına ve koruma olmasını teklif etmiş! İşte o gün hayatı değişmiş... Daha sonra Vedat Uçar’la şirket kurmuşlar. “Ben koruma olmak için büyük bir mücadele içinde savaşırken, birdenbire hem uluslararası alanda koruma, hem de şirket sahibi olmuştum. Hatta babamın mezarına gidip, “başardım baba, oğlun başardı!” diye paylaştım mutluluğumu babamla...” diyordu gözleri parlayarak Soner Ödemiş!..Evet, başardı Soner Ödemiş... Bu hikayeyi okuyan herkesin anlayacağı gibi, başarıya giden yolda dimdik başı, yoğun mücadeleyle geçen gençliğiyle, büyük bedeller ‘ödemiş’ Soner Ödemiş!...
Ailen, baban, vatanın seninle gurur duymalı.. @okudunmuhaberi
Pınar Göktaş / OHA_Okudunmuhaberi.com











